Romanya Bayrağı ve Şehir Manzarası

Romanya’da Gezilecek Yerler

by Editör

Romanya gezisiyle alakalı gezi notları, tavsiye ve önerileri aşağıdaki yazıda sizinle paylaştık.

“Romanya’dan başka gidecek bir yer bulamadınız mı?” diye sorduğunuzu duyuyor gibiyiz sanki. Evet, açıkçası biz de oldukça ön yargılı çıktık bu yolculuğa. Neyse, hem iş gezisi hem de hafta sonuna uzatacağımız bir tatil, 4 gün gidip görelim diye düşündük daha sonra. Hazırlıklarımızı yaptık: Schengen vizelerimizi aldık, uçak biletimizi ve kalacağımız otelleri ayarladık ve düştük yollara.

Doğu Avrupa’nın Paris’i: Bükreş

Havaalanından şehir merkezinde yer alan otele yolculuğumuz esnasına Bükreş’in yemyeşil bir şehir olduğunu fark ettik. Birçok park alanı, bisiklet yolu, tarihi bina ve Batı Avrupa şehirlerini andıran görünüm bizi oldukça etkiledi. Yeri gelmişken; Bükreş Doğu Avrupa’nın Paris’i olarak da biliniyormuş. Bu algının başlıca sebepleriyse Bükreş’in sahip olduğu neo klasik binalar ve geniş bulvarlar. Bu arada, Bükreş’in adını Romence’de neşeli anlamına gelen ‘bucur’ kelimesinden aldığını biliyor muydunuz?

Komünizmden Avrupa Birliği’ne

Bir yandan komünizmin izlerini atmaya çalışan, öte yandan Avrupa Birliği’ne girişiyle hızla gelişmeye başlayan Bükreş’i göreceksiniz. Harap olmuş, restore edilmemiş binalar ve modern neo klasik yapılar yan yana. Hem yapı olarak hem de şehirde gördüğümüz dinamizm bize Berlin’in 20 yıl önceki halini hatırlattı açıkçası. Yabancı yatırımlar da göze çarpıyor; Alman, Avusturya, Hollanda şirketlerinin yanı sıra adım başı Türk şirketleri de gördük: Garanti Bankası, Koton, Damat vs. bunların sadece birkaçı.

Rehberimiz Valentina’nın anlattığına göre Komünizm döneminde insanlar lüksü görmek için o zamanlar şehrin tek yabancı özel oteli olan Intercontinental otel lobisine giderlermiş. Gezdiğiniz sokaklarda o zamanlarda yaşananları hissederken bir yandan da yeni Romanya’nın gelişim sürecine tanıklık ediyorsunuz.

Parlamento Sarayı

Bükreş’e gidince House of People olarak adlandırılan eski parlamento sarayını gezmeden geri dönmeyin. Bu arada House of People dünyada Pentagon’dan sonra 2. büyük yapı olarak geçiyor. Şehrin tam göbeğinde yer alan bu devasa yapının her köşesinde Ceauşescu’nun megalomanisini hissediyorsunuz. Orada yaşananlar Turistlerin çok fazla ilgisini çekse de, Romanyalıların çoğunun bu yapıdan utandıklarını gözlemleyebiliyorsunuz.

Romanya’nın Uludağ’ı: Braşov

Bükreş gezimiz bittikten sonra Braşov’a gitmek üzere yola koyulduk. Yolculuk 3 saat sürdü ama yolların yeşilliği doğanın güzelliği bizi büyüledi. Sisli, dağlık ve esrarengiz bir yer düşünün işte orası Transilvanya: Vampir efsanelerinin doğduğu yer. Gerçekten oradaki atmosfer her an bir köşeden vampir çıkacağı hissini veriyor size.

Peleş Kalesi

Yolda Peleş kalesinin önünde duruyor manzaraya hayran hayran bakıyoruz, bir de gurup fotoğrafı çekiyoruz. Zamanımız olmadığı için, içini gezemedik ama bir sonraki ziyaretimize not düştük şimdiden.

Romanya’nın ünlü kayak merkezi: Poiana Braşov

Akşamüstü Poiana Braşov’da bulunan otelimize vardık ve odalarımıza yerleştik. Poiana Braşov Romanya’nın ünlü kayak merkezi, bizim Uludağ’ımız gibi. Ama tabi sezon olmadığı için kayak yerine doğada yürüyüş yapmayı, yeni evlenen çiftlerin sokakta bisiklete binmelerini izledik. Bunun dışında arkadaşlarımız ile bolca muhabbet ettik.

Braşov Şehir Gezisi

Ertesi gün Braşov şehrini gezdik. Eski şehri gezerken büyülenmemek elde değil. Bir an kendimizi Avusturya’da gibi hissettik, binaların renk uyumu, mimarisi, eski Alman işgali olduğunu gösteriyor zaten.

Braşov Konsey Meydanı

Drakula’nın Kalesi: Bran Kalesi

Braşov’a yarım saat mesafede olan (Drakula’nın) Bran Kalesi bölgenin en turistik yerlerinden. Siz de buraya neden Drakula kalesi dendiğini merak edenlerdenseniz, açıklığa kavuşturalım: Drakula gerçekten yaşamış birisi değil, sadece Bram Stoker’in “Drakula” adlı başyapıtının hayali ana karakteri. Bram Stoker’ın bırakın Romanyalı olmasını (kendisi İrlandalı), daha önce Romanya’yı ziyaret ettiği bile şüpheli. Vlad Tepeş, nam-ı diğer “Kazıklı Vodyoda”, Drakula karakterinin esinlenildiği sanılan kişi; o bile burada yaşamamış!

Burası sadece hikayede bahsi geçen kaleye en çok benzetilen kale olduğu için, büyük oranda turistik amaçlarla “Drakula’nın Kalesi” diye anılan ve zamanında Erdel ve Eflak arasında gümrük görevinde bulunmuş, Osmanlılara karşı savunmada kullanılmış ve 1920’li yıllarda Romen Kraliçe Mary’ye ev sahipliği yapmış bir kale.

Yine de hayal kırıklığına uğramayın. Buna rağmen içerde ürpertici işkence odalarının, daracık gizli geçitlerin, tarih kokan odaların ve vampirlere dair bilgi ve resimlerin bulunduğu bu kaleyi gezdiğiniz için yeterince mistik duygular hissedeceksiniz.